Devletin hem banisi hem de hamisi olan milleti, âli idealleri hiçe sayan, tahripçi ve ifna edici enternasyonalist ve kozmopolit, yoz fikriyatın önüne; ancak millî ve yerli fikriyat ile geçilebilir. Ulusu yok oluşa yuvarlayan, yardan atan, mankurtlaştıran ve soysuzlaştıran, şom fiiliyatın önüne; ancak ulusal bünyeyi sağlıklı, inançlı, dirençli kılmak kaydıyla geçilebilir. Ulusu ve ulus devleti helak olmaya sürülmek, uçuruma sürüklenmek tehlikesinden emin etmek; ancak ulusça aklı ve yüreği her nevi boş ve bed akımdan korumakla, maneviyatı kuvvetli tutmakla mümkündür. Aklı, kalbi ve bileği hak itikatla sağlamlaştırmadıkça ulusça türlü buhrandan necat bulmak, mesut olarak payidar kalmak; tam ham hayal olur. Hasılı millî bünye için habis tümör gibi yıkıcı ve çökertici, gayri millî doktrinlerin önünde ister istemez diz çökmemek için ilkin elzem bir düstur; ulusal onurlu, dik duruştur, millî şuurdur, ufuklu savaşımdır.
Milletçilik ve devletçilik fikri; en tabii, en medeni ve en ileri bir fikirdir. Milletçilik ve devletçilik; vatan coğrafyasında millî ilim ve kültürün inkişafı ile yayılmasında müspet tesir eden, en müessir ve en kadir bir amildir. Devletli millet sevdası, vatan-devlet-milletseverlik; insanlık kültürünün en doğal, en normal inkişaf etme yoludur. Ki millî kültürün, millî ahlakın, millî iktisadın kurucusu ve yaşatıcısı “millî devlet”; milletçilik ve devletçilik ideasının sonucudur. Bundan arasız savlet etmelere maruz kalan milliyetçilik; sırf bir ideoloji değildir, ilanihaye hür yaşayış, hissediş, seviş ve deyiş tarzıdır, milletin hak ve hürriyetini bilmek, vedia bilinçli hamiyetperverliktir. Milliyetçilik; milletseverliktir ve dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir mensubu olarak, birlik ve beraberlik içinde özgür ve kardeşçe yaşamak ilamıdır.
Atalar boyu şan ve şerefi yüksek Türk ulusunun, Allah’ın semavi kılıcı misali zalim halkların, akur devletlerin başına inen, zalim orduları tarumar eden, Allah’ın ordusu olan âlî-şan Türk milletinin; ezel ebet bir ulu sevdası var : “Devlet-i Ebed-Müddet.” Cetbecet hak, adalet, hürriyet sıratında ölesiye kaim ve daim olan Cünudullah Türk ulusunun; bir âli davası, kızılelması var : “İ’la-yı Kelimetullah İçin Nizam-ı Âlem.”
Soyu sopu necip Türk evladının, uhdesinde bir büyük vazife var : “Eşref ecdadının kemiklerini sızlatmamak ve Türk milletinin kutsal vedialarına sahip olmaktır. Fetih ordularının mirası, erenler nefesi devletin, şühedanın inamı kutsal yurdun varlık ve bekasına, öz vatanın kutsiyet ve istiklâliyetine sahip çıkmaktır. Milleti var veya yok olma savaşında, her açıdan her hâlükârda daima muzaffer kılmaktır. Kur’an’ın emri ile yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar ve mazlumun ahı yerden kalkıncaya kadar müstebit kuvvetlere karşı savaşmaktır. Zalimin zulmüne Allah için “Dur !” diyerek, her cins zalimliğe, mezalime karşı koyup, hak davaya hasbetenlillah baş koyup, hak davada baş koşup ölümüne mücadele vermektir.” Türk evladının en bedii ve ebedî, en vacip, âli vecibesi; şu : “Türk bayrağını dünya durdukça en ulu fütuhat burcunda dalgalandırmaktır. Türk’ün kızılelmasında bayraklaşmaktır. Hakkı arza yaymaktır.”
Bayrak, candır. Can Azerbaycan’ın ulusal bağımsızlık hareketinde öncülük eden ve millî istiklal mücadelesinin bayraktarlığını yapan, Azerbaycan tarihinin en ehem bir şahsiyeti olan Azerbaycanlı devlet adamı Mehmed Emin Resulzâde; hürriyetperver der : “İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal !” Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (Azerbaycan Halk Cumhuriyeti)’nin kurucu şahsiyeti Mehmed Emin Resulzâde’nin çağını aşan vecizesi, bayraklaşmıştır : “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez !”
Nitekim Mithat Cemal Kuntay, “On Beş Yılı Karşılarken” şiirinin son mısralarında hakkı haykırır : “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Elbette milletin istiklali ile istikbali; vedia sevdasında gönüllü candan geçen, gönüllü candan geçecek millet evladı var oldukça teminat altındadır.
Elhak hak, millet ve vedia sevdalısı alpın muradı; rıza-yı Bâri duasıdır, topraklarda nam salmak değil, yurt ve arz topraklarında hakkın ve vedia aşkının kök salmasıdır.
YAZAN : Yüksek Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Kentleşmede Risk Yönetimi Uzmanı, Veteriner Hekim TAMER YAKANER
